teylo, teylofm.com, müzik dinle, mp3
Bloga Üye Oldunuz 11 Arama Kriterleri içinde       
KISMASAL | 2010-05-08 17:06:02
Anneme Açık mektup...




Sevgili anneciÄŸim,

Ne garip; yeni yeni farkediyorum ki, ço­cukları anne olunca çocuklaşıyor anneler... Ve insan, zamanın nasıl insafsız bir öğütücü olduğunu bu rol değişiminde anlıyor.

Eminim karnındaki ilk tekmemden, hatta dok­torların "Bundan sonra ağır kaldırmak yok" müj­desinden beridir iki kişilik yaşıyorsun yaşamı... Doğum odasında bir küçük el saçlarına tutununca değişti herşey ve o el, o saçtan hiç eksik olmasın is­tedin.

Kimbilir kaç geceyi karyola başuçlarında derin iç çekişler dinleyip hüzünlenerek uykusuz ge­çirdin, kaç emzirme sean­sında bitkin uyuyakaldın. O gün bugündür hayatı, bir toprakla çiçeği kadar ortak üretiyor, tüketiyo­ruz. Yol boyu, kusurlarını hiç görmedik birbirimizin, yeteneklerimizi abarttık,

karşılıklı toz kondurmadık üzerimize, kol kanat gerdik...

Ben dünyanın en iyi ev­ladıydım, sense tarihin en iyi annesi...

Her çığlıkta başucum­da biteceğini bilmenin güveniyle büyüdüm. Her derdimde benden çok dertleneceğini bilmenin o bencil alışkanlığıyla ayakta kaldım.

Sevginle donandım...



* * *



Ama sonra birden o korkunç çark devreye girdi ve yaşamın acımasız kuralı işledi:

Büyüdüm...

Senin kollarında "sen"den habersiz, bambaşka bir "ben" çıktı ortaya. Bazen o eski "ben"e hiç benzemeyen bir "ben"...

Çünkü farkettim ki anlattığın masalların yaşam­da karşılığı yokmuş. Kızlar bir prens umuduyla kurbağaları öpedursun, ben her yalanda burnumu yokladım. Şaşırdım.

Bostandaki danaların, ısırılmış lahanaların ve benzeri pastoral ninnilerin modasının geçtiğini gördüm sokakta... Söyleyemedim sana...

"Yaşamın değiştiğini, eski tecrübelerin artık eskisi kadar geçerli olmadığını" anlatan kitapları sa­lonun ortasında açık bıraktım, açıp okuyasın di­ye...

Her kuşağın o vazgeçilmez ikilemi depreşti yeni­den: "Devir de amma değişti" diye yakınırken sen, ben ilginle boğulduğumdan dertlendim.

Bir yeri yaralandığında "Anam görürse ne kadar üzülür" diye gizlemeye çalışmak küçük bir çocuk için nasıl ağır bir yüktür bilir misin?

Acından çok, O'nda yaratacağı acı, acıtır canı­nı...

Oysa ne çok acılar paylaştık seninle.. Ve ne çok sevinçler yaşadık beraber... Nasıl dar günlerde yar­dıma koşup, kaç şenliğine ortak olduk birbirimi­zin..?



* * *



Lakin artık kafesten uçma vaktiydi. "Danaların girdiği bostan"da ayakta kalabilmenin yolu, tek başına kanat çırpmayı öğrenmekten geçiyordu.

Yargıladık birbirimizi bir dönem... Sorguladık...

Sen bana eş dost çocuklarını örnek gösterdikçe, ben seni eş dost ebeveynleriyle kıyaslar oldum.

Sen her sohbete "Bizim çocukluğumuzda..." di­ye başladıkça ben, değişen takvim yapraklarını koydum önüne...

Nasıl da zalim bir çark bu değil mi?

Doğuyor, doğuruyor ve günün birinde yuvadan uçacağını bile bile koca bir ömrü karşılıksız veri­yorsun...

... Ve hayat birden ıssız bir adaya dönüşüveriyor.

Sonrası kah bir kapı zili beklentisi, kah bir mek­tup, kah bir telefon sesi... Gizliden gizliye özlenen bir torun müjdesi...

Fotoğraflar sarardıkça solan bir yaşam ve uzak­laştıkça yakınlaştığımız bir mazinin geri dönmez anıları...

Yazılarla konuştuk öyle zamanlarda... Bakışlar­la anlaştık. Ağlaştık birbirimizden gizleyerek acı­larımızı... Bir mimikle özleştik, bir gülüşle kavuş­tuk.

Ben büyürken... seni de büyüttüm.



* * *



Şimdi çok daha iyi anlıyoruz birbirimizi...

Çünkü küçücük bir el saçlarımı kavrıyor gecele­ri... Karyola başlarında uykusuz geceler geçiriyo­rum. Pastoral ninnilerle büyütüyoruz oğlumu; ya­lancı çocukların burunları uzuyor masallarda, öpülen kurbağalar prens oluyor.

...Ve yaşamın değiştiğini, eski tecrübelerin geçersizleştiğini anlatan kitapları kaldırıyoruz salondan gizli gizli...

O korkunç çark, acımasız bir hızla dönmeye de­vam ediyor. Zaman, öğütüyor kuşakları...

İnsan ancak mahrum kalınca anlıyor sevginin değerini... Bense sevginden mahrum kalmaya faz­la dayanamayacağımı biliyorum.

O yüzden sana upuzun bir ömür diliyorum.

Hem biliyor musun?

"Seni çok seviyorum."



KISMASAL | 2010-04-30 14:51:46

Yaşam ve deniz nasılda benzer birbirine kıyısında oturmuşun denizin.

Her dalga gelişinde,bu sefer gitmeyecek sanırsın,ama hiçbir dalga

kalmaz kumlarımın üzerinde,bir nefesten daha uzun süre...

Kimi dalgalar bana deniz kabukları getirirdi,kimileri küçük,küçücük ama

çok güzel taşlar...Hatta deniz yıldızları bile getirenler olurdu ama

hepsi bu...

Hiçbiri kalmazdı bir nefesten daha uzun süre...

Kumdan kalelerim olurdu bazen...Altın sarısı kumlardan kendi canımdan yapılmış.

Kollarımı açmış beklerken görkemli dalgaları,gelir umarsızca yıkıp giderlerdi kalelerimi arkalarına bile bakmadan...

Kimi büyük bir gürültüyle gelirdi,köpüklerini saçarak etrafa büyük bir haşmetle;

kimiyse sessiz ve sakin,karanlıkta bir fısıltı gibi...

Ben hep en gürültülüsünü,en köpüklüsünü beklerken,anladım ki benden en çok şeyi onlar alıp götürüyordu...Sessiz sakin gelenlerse sanki bana dokunmaya kıyamıyorlar,geldikleri gibi dönüyorlardı masmavi evlerine...
Sana kalanda kocaman bir yalnızlık...


KISMASAL | 2010-04-30 14:30:49
Haykıramadıklarımı birikirdim içimde,suskunluklarımı,yaşanmamışları,hayallerimi sakladım yüreğime sonra yanardağ lavları gibi çıkmaya başladı yeryüzüne..Anlamak isteyenler için akılda soru işaretler bırakmak için dökülmeye başladı harf harf,kelime kelime..En masum,sevecen duygular,hayal kırıklıklarıyla sonuçlanan güven duyguları..Yaşamın kendisini oluşturan güzelliklerin maviliklerin yanında çirkinlikler griler ve siyahlar yer almaya başladı..
Sustuklarımı biriktirdim icimde, suskunluklarımı,
günbegün kanayan yaralarımı
yokluğunun verdigi acıları biriktirdim.
ay her gece bende dogdu sectigimiz yıldızları biriktirdim
Yaşamı, mutluluğu, hüznü, aşkı, sevgiyi ve sevgimi biriktirdim
seni biriktirdim icimde yalnız seni..


KISMASAL | 2010-04-28 10:27:10
Bir aşkın kırık dökük notları olarak kaleme alınıyor bu mısralar..Her gidişin ardına saklanan hayal kırıklıklarının gecenin karası ile olan dansının dile gelmesidir..
Gelişinin ne kadar eski olduğunu farkediyorum bu aşkın noktalarını sıralarken arka arkaya..Maviye çalan hayalinin umulmadık anlarda karşıma çıkması nasıl titretiyorsa bedenimi, yine aynı bedenin nasıl eksildiğini farkediyorum sana yazarken..
Aşkın en yalın halini kuşanıp kendime ne kadar yakıştığını söylerdim..Bu yalın, bu sade sevdanın ardında kopan fırtınaları karaladıkça beyaz kağıtlara minik çocuklar gibi şen şakrak olurdu küçük yüreğim..
Saatler geceyi, mevsimler güzü gösterdiğinde alışılagelmiş ayrılık senaryosundaki rolümüze alıştırıyorum kendimi..
Yazık..Dönüp baktığımda koca bir yanlış olarak beliriyor geçmişin gizleri..Aydınlanıveriyor bir anda..Aşk,yürek isterdi..Fedakarlık diğer adıydı sevgi dolu yüreklerde..Üç yanlış bir doğruyu götürürdü önceleri..Yanılmışlar..Her yanlış bir doğru doğuruyordu acının üzerine tuz biber ekerek..


KISMASAL | 2009-12-18 11:07:37
Su, kendine sırdaş arıyordu. Önce buluta verdi sırrını.
Ağır geldi sır buluta. Sağanak sağanak döktü suyun tüm sırlarını.
Sonra göle gitti su. Ona anlattı derdini. Bu arada bulut suyun sırrını yağmur yapıp, dolu yapıp, kar yapıp savurduğu için, zaman zaman taşıyordu göl ve çıkıyordu suyun sırrı iyice açığa .
Sonra nehre verdi su sırrını. Nehir de aldı suyun sırrını çekti gitti.
Dereye verdi. Dere biraz daha yavaş olsa da nehirden, o da götürdü suyun sırrını bir başka bilinmeze...
Çağlayanlar, şelaleler,akarsular... Hepsi kayboluyordu bir anda.
Sonra bir gün su takip etti dereyi. Dereye okyanusa kavuşunca farketti su, bütün sırlarının akarsularla, çağlayanlarla, ırmaklarla...okyanusa taşındığını.
Karar verdi su. Sırrını okyanusa verecekti. Öyle de yaptı zaten. Tüm sırlarını okyanusa verdi. Artık suyun sırrını okyanustan başkası bilmiyordu. Ne taştı okyanus, ne bir başkasına taşıdı suyun sırrını, ne de kurudu....
Geçenlerde karşılaştık suyla. Bir bardaktaydı. Suskundu.
Çok uğraştım konuşturamadım.
Ben tam giderken '' Dur !'' dedi su. Durdum!
'' Okyanus yürekli dostlar bulmadan sakın konuşma!
Taşıyamazlar, kaldıramazlar senin yükünü, canını yakarlar, utandırırlar....'' dedi.
Çevrenizde hep "okyanus yürekli" dostlarınızın olması dileğimle .....


KISMASAL | 2009-12-18 10:47:09
Ellerimde mühürlü güzellikler vardı. Biliyordum. Ellerimde yumru yumru saklanan bir yaşam. Sıkılmış bir yumrukla yaşamak nasıl zordur bilemezsiniz. Özenle sakladığınız temiz bir yarın vardır. Korkarsınız ellerinizi açmaya. Düşürmek vardır yorgun avuç içlerinin teriyle yıkanmış yalın bir sevgiyi. Kaybetmek vardır yılların özenle büyüttüğü sahipsiz bir aşkı.
Dudaklarında ıslanan türkülerle sevdim seni. Dudaklarından taşan yosun kokusu nefesine vurgun sevdim seni. Aslında seni hayallerimde buldum da sevdim. Radyoda eski türküler çalarken, ben herşeyin eskimişliğiyle sevdim seni.

Hayallerime sığmadın bir süre sonra. Seni yaşamın en olağan yerinde aradım. Yanıbaşımda. Nasıl ısındı içim nasıl üşüdü. Yaşamın zıtlıklarıyla sarıldım sana. Yanlış olan hayallerim ve umutlarım değildi. Yanlış olan senin olmamandı. Sen yoktun ve ben biraz da olmamanı sevdim. Olmadığın kadar büyüdün içimde. Büyüdükçe ulaşılmazımdın. Ulaşamadıkça yürek sızımdın. Ben yürek sızımı sevdim.


KISMASAL | 2009-12-18 10:44:34
Acılar biriktiriyorum masum avuçlu çocukların yüreklerinde!
Şehre dar gelen bir hayalin tam ortasında kederler çoğaltıyorum yırtık ceplerimde.
An geliyor bir ülkeye bölünüyor yüreğim ve an geliyor dünya oluyor acımasızlığım yamacında yüreğim...
Saklı düşlerimin o en kayıp adreslerinde bir masala dönüyor sözlerim.
Zamansızlığıma sığdıramadığım derin acılar saklı şimdi kimliksiz düşlerimde!
Ben bir şehre çekip giderken bir ülkeye dönüyor yüreğim.
Ben şehir ve ülke iki bağımsız hayal atlası ve otam ortasında ben masum avuçlu bir çocuk yüreği...
Bütün terkedişlerime bir kandil yakıyorum gecenin sustuğu bu anda!
bütün hayal kırıklıkları bütün sıradanlıklar ve bütün mavi olmayan aşklar birer birer kapı çalıp çekip gidiyorlar.
Oysa bir yıldız sararken gamlı düşlerime ve kelimeleri hüznün rengine boyarken ardımda yaşayamaycağım her şey bir uçurum olup çıkıyor karşıma!
Zamanı karalıyorum silikleşen yazılarımın içinde ve göğün karanlığına hicran yazıyorum siz sabaha soyunup uyurken bense gecenin tam koynunda.
adıni bile bilmediğim bütün sözlerin esaretini yaşıyorum.
Bütün savunmasız korkularımın cesur bir savaşçısıyım sanki şuan çünkü ben;

SENİ YAŞIYORUM...


KISMASAL | 2009-11-07 00:09:29
Duyguları, düşünceleri, yaşanmışlıkları harflerle kâğıda resmettiğin zaman sonunda üç nokta olmalı aslında. Yaşam bittiği an nokta kendiliğinden konulacaktır zaten…
Neden harflerle resmetmek dersen. Yazdıklarında aynı ressamların tuvale dokunduğu fırça darbelerine benzer. Yüzeysel bakan biri için herhangi bir duygu… Satır aralarını okuyanlar içinse tüm benliğini yansıtabilmektir.


KISMASAL | 2009-11-07 00:08:16
İçinde binlerce damla barındıran okyanus, dışarıdan bakan biri için mavi, huzur veren, güzellikler sunan bir sonsuzluk… Denize girmekten çekinmeyen biri için hafif ürperten, heyecanlı bir mutluluk veren doyasıya oynayacağı mavilik. Derinlere dalmaya cesaret eden biri için ise; içinde barındırdığı yaşamın getirdiği hüzünler, siyahlıklarla mutlulukların, maviliklerin bir arada durma çabası içindeki helezon gelgitler…
Yaşanmışlıklarla ortaya çıkan kıyıyı okşayıcı dalgalarla tsunamiler arası gelgitler. Hafif dalgalardan kaçan insanlar ve dev dalgalara rağmen cesaretle derinliklere gitmek isteyen insanlar. Her insanın aradığı öbür yarım diye bakındığı kişidir cesarete sahip olan kişi. Her yaşananda her yaşanmışlıkta omuz başında kol kola, yürek yüreğe verebileceği derinliğinde gömülen hüzünleri, acıları görüp mutluluk gibi doğal kabul edebilecek, onunla yaşayabilecek bir dost, arkadaş, aşk… İnsanoğlunun aradığı güzellik… Sahip olabilene ne mutlu… Olamayana ise cesaretli günler…


KISMASAL | 2009-11-05 17:19:42
Bir sızı kapladı bir anda yüreğimi..Yaşanmışlıkların ve sonradan yaşananların kocaman sızısı boşlukta kalmakla,olamaz arası birşey..Tanımamışım bu yabancı bir olay..Belki de sadece görmek istediğimi görmüşüm.Kalabalıktaki yalnızlıklardan kaçmak için kendi gönlüme göre giydirmişim karşımdakinin kişiliğini..Geriye kalansa sadece hüzün...Bir sevda masalı kış masalına dönüşüvermiş bir anda. Yaz güneşinin yerini alan sadece kışın buzu olmuş...Elde kalansa bir avuç hüzün bir avuç yalnızlık. Eski günlere dönüş..........


Önceki  |   1 2    |  Sonraki